İYİ YAŞAM

DİYETİSYEN MÜGE GÜZEY AKANSEL İLE SAĞLIKLI BESLENME,ZAYIFLAMAK ÜZERİNE MERAK EDİLENLERİ KONUŞTUK

Yazar  | 

YENİ BİR PROJEYE BAŞLAR GİBİ

“Danışanlarıma diyete başlarken yeni bir projeye başlıyormuş gibi düşünün ve heyecanlanın” diyen Müge Güzey Akansel ile sağlıklı beslenmek ve zayıflamak üzerine merak edilenleri konuştuk.

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Lezzetli yiyeceklere ve zengin bir mutfağa sahip olan Mersin’de doğdum ve büyüdüm. Mersin mutfağının zenginliği, yemek yemeğe olan ilgim ve sağlıklı beslenmeye olan merakımın harmanlanmasıyla üniversite tercihim beslenmenin bilimsel yanını öğrenmek ile ilgili oldu.

 

2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde Mutfak Yönetici Diyetisyeni olarak çalışmaya başladım ve sonrasında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Polikliniği’nde çalışmak üzere İstanbul’a geldim.

 

2012 yılında mesleki bilgilerimi yoğunlaştırmak adına kendi konumda Yüksek Lisans yapmaya karar verdim ve 2014 yılında mezun olarak Uzman Diyetisyen unvanını kullanmaya hak kazandım.

 

2015 yılında Acıbadem Sağlık Grubu’na katıldım. 2018 yılının Eylül ayında ise kariyerimle ilgili önemli bir adım atarak kendi adımı taşıyan Beslenme ve Danışmanlık merkezimi açtım.

Zayıflamak için herkeste geçerli bir formül var mı?

Zayıflamanın ya da bilimsel adıyla ağırlık kaybının bilinen denklemi ‘aldığınız enerjinin harcadığınız enerjiden az olması’ şeklinde olsa da süreç aslında bu kadar basit değil. Zayıflama süreci genetik faktörler, kilo, yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite gibi faktörleri içeren çok değişkenli bir denklemdir. Zayıflamayı bu denklemden sonra etkileyen en önemli faktörler kişinin kişilik yapısı ve yaşam tarzıdır.

 

Sadece doymak için değil sosyalleşmek için de yiyoruz. Bu yüzden kalıcı bir şekilde zayıflamak için yaptığınız diyetin sizin hayatınızın her noktası ile bütünüyle örtüşmesi yani tamamen kişiye özel olması gerekir.

 

Son dönemde bazı uzmanlar uzun süreli aç kalarak zayıflanacağı görüşünde birleşiyorlar. Oysa biz yıllardır ara öğünlerle süslenmiş diyetler uyguladık. Kafamız karıştı…

Aralıklı oruç (Intermittent fasting) dediğimiz bu beslenme şeklinin doğruluğunu kanıtlayan pek çok akademik çalışma mevcut ancak yeni bir konu olduğu için uzun dönemdeki olası yan etkileri bilinmiyor. ‘Hayat boyu bu şekilde beslenebilirim, benim yaşam tarzımı etkilemez’ diyebilen; diyabet, tansiyon gibi metabolik rahatsızlıkları olmayan bireyler uygulayabilir ancak mutlaka bir uzman gözetiminde uygulanmalıdır.

 

 

Bazıları çok yese de zayıf kalabiliyor. Kimilerine de su içse yarıyor. Kilo meselesinde genetiğin etkisini merak ediyoruz.

Az yemesine rağmen kolay kilo alan veya çok yemesine rağmen kilo almakta zorlanan kişilerin durumlarının asıl nedenleri metabolik hızdır. Metabolik hızın belirlenmesinde ise genlerin etkisi büyüktür. Ancak genler kilo almanın ya da zayıf kalmanın tek nedeni değildir; metabolik hızı yavaş olan bir kişi hayat tarzını değiştirerek metabolik hızını artırabilir. Böylece eski hallerine göre daha kolay kilo verip süreç tamamlandıktan sonra da kilolarını daha kolay bir şekilde koruyabilirler.

 

Metabolik hızınızı etkileyen faktörler kas yapınız, hormonal düzeyiniz ve bağırsak flora çeşitliliğinizdir (bağırsak bakterilerinin çeşitliliği). Genetik yapınız bu etmenlerin hepsini etkilediği için kilo alma hızınızın ana belirleyicisidir, ancak kişi yaşam tarzında yapacağız değişikliklerle genetiğin bu etkisini azaltabilir.  Örneğin kuvvet antrenmanı yaparak kas kitlenizi artırabilir, probiyotik içeren besinleri tercih ederek veya supplement olarak probiyotik alarak bağırsak flora kalitenizi yükseltilip metabolizma hızınızı artırabilirsiniz.

 

Günlük ideal bir beslenme nasıl olmalı?

Beslenmede enerji veren besin ögeleri karbonhidrat, yağ ve proteindir; vitamin ve mineraller ise enerji metabolizmasında yer alırlar. Günlük ideal beslenmede her besin ögesinin yeterli ve dengeli miktarda alınması gerekir. Bunun için besin çeşitliliğine yer verilen dengeli bir beslenme planı oluşturulmalı ve takip edilmelidir.

 

İdeal beslenme programında yeterli protein tüketiminin yanında Omega3 ve Omega9 gibi kaliteli yağları içeren besinlere de yer verilmeli ve doymuş yağ tüketimi azaltılmalıdır. Balık hem Omega3 zenginliği açısından eşsiz bir kaynak hem de protein ihtiyacını karşılayan bir besindir, mutlaka haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Yine kaliteli yağ grubundan olan kuru yemişler çiğ olarak tüketilmelidir. Tam tahıllı ekmekler, bulgur ve yeni nesil karbonhidrat kaynaklarından kinoa, karabuğday ve siyah pirinç de tercih edilebilecek karbonhidrat çeşitleri arasındadırlar.

 

Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında lif tüketimine de dikkat edilmeli ve meyve, sebze, kuru baklagil tüketimi aracılığıyla yeterli lif alımı sağlanmalıdır. Meyve miktarı abartılmamalıdır; kadınlar için 2, erkekler için 3 porsiyon meyve yeterlidir. Günde en az 2 porsiyon sebze yenilmelidir; sebze ve meyveler günlük beslenmemize çeşitli vitamin /mineral ve lif açılarından katkıda bulunan besinlerdir.

 

Son dönemin yoğun tartışma konularından biri de şeker… Siz neler söylersiniz?

Şeker insan vücudu için elzem bir karbonhidrat değildir, yani protein ihtiyacımız şu kadar derken şeker ihtiyacımız şu kadar diyemeyiz. Şeker; vücutta insülin üretimini hızlandırır, hızlı insülin üretimi sonucunda da insüline duyarlı olan karın bölgesindeki yağ hücreleri yağ depolamayı hızlandırır. Yani basit mantıkla şeker karın bölgesindeki yağlanmayı artırır. Bu işin dışarıdan görünen kısmıdır; bizim görmediğimiz kısmı ise artan yağ dokusunun damarlarda kronik bir inflamasyona (halk arasında deyimiyle iltihaplanmaya) neden olmasıdır. Artan inflamasyon ise kalp ve damar sağlığını yani hayatı tehdit eden önemli bir faktördür. Şeker bu kadar zararlıdır ancak bu durum tüketilen miktarla yakından ilişkilidir; sağlıklı bir bireyin bir günde günlük harcayacağı enerjinin en fazla %5’ini karşılayacak şekilde (günlük ortalama 5-6 çay kaşığı) şeker alması Dünya Sağlık Örgütü tarafından güvenli bulunan şeker alım miktardır.

 

Diyet yaparken mutlaka uzak durmamız gereken besinler var mı?

Sağlık probleminiz yoksa diyette tüm besinlere yer verilebilir. Önemli olan ne kadar sıklıkla ve ne kadar miktarda yediğinizdir. Prensip olarak her şeyin fazlası zarardır, en yararlı besinlerin bile!

 

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Danışanlarıma diyete başlarken ‘yeni bir projeye başlıyormuş gibi düşünün ve heyecanlanın’ diyorum, çünkü bu proje geri kalan tüm hayatınızı etkileyebilecektir. Diyetin üzerine en az hayatınızdaki diğer konular kadar eğilmek ve diyet sürecinde sosyalliğinizi kısıtlamak yerine mevcut şartlar içinde size uygun olan beslenme planını takip ederek keyifle ve sağlıkla beslenmek, diyeti sürdürülebilir başarıya ulaştıracaktır.

 

Arcadium Life III, Göktürk

0212 812 32 12 / 0532 509 76 90

info@mugeguzey.com

www.mugeguzey.com

instagram: dyt_mugeguzey

Bir önceki yazımız olan MASAL GİBİ BİR MEKAN: MASAL EVİ başlıklı makalemizde doğa, göktürk ve göktürkhaber hakkında bilgiler verilmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir